Evlilik, tarafların hayatlarını ortak bir temelde birleştirdikleri, hukuki ve sosyal boyutları olan önemli bir kurumdur. Ancak zaman içerisinde yaşanan anlaşmazlıklar, iletişim kopuklukları veya kanunda belirtilen özel hukuki sebepler neticesinde bu birlikteliğin sürdürülemez hale gelmesi mümkündür. Türk Medeni Kanunu kapsamında, evlilik birliğinin yasal olarak sonlandırılması; anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma olmak üzere iki temel usulle gerçekleştirilir.
Anlaşmalı boşanmada taraflar boşanmanın tüm ferilerinde (velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı) mutabık kalırken; çekişmeli boşanma süreci, bu konulardan en az birinde dahi uzlaşmazlık yaşanması durumunda gündeme gelmektedir. Türkiye Barolar Birliği meslek kuralları çerçevesinde, sürecin şeffaf ve doğru yönetilmesi, adaletin tecellisi açısından büyük önem taşımaktadır.
Çekişmeli boşanma davası; eşlerin boşanma kararı, kusur oranı, çocukların velayeti, nafaka talepleri, maddi ve manevi tazminat gibi temel hususlarda ortak bir irade gösteremedikleri durumlarda açılan dava türüdür. Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca yetkili ve görevli mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemesidir.
Bu süreç, anlaşmalı boşanmaya kıyasla çok daha kapsamlı bir hukuki prosedürü ifade eder. Mahkeme, tarafların iddialarını, sundukları delilleri ve tanık beyanlarını inceleyerek, evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını ve hangi tarafın ağır kusurlu olduğunu tespit etmekle yükümlüdür.
Türk Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini “özel” ve “genel” boşanma sebepleri olarak iki ana kategoriye ayırmıştır. Davanın hangi hukuki sebebe dayandırılarak açılacağı, davanın seyri açısından kritiktir.
Çekişmeli boşanma davaları, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) tabi olarak yazılı yargılama usulü ile yürütülür ve genel olarak dört temel aşamadan oluşur:
Çekişmeli davalarda maddi ve manevi haklar kusur oranına göre şekillenir:
Çekişmeli boşanma süreçlerinin bir diğer ayağı mal paylaşımıdır. Boşanma davası ile mal rejiminin tasfiyesi ayrı davalardır. 2002 yılından sonra yürürlüğe giren yasaya göre “edinilmiş mallara katılma rejimi” esastır. Evlilik içinde karşılığı ödenerek alınan mallar yarı yarıya paylaşılırken, kişisel mallar (miras, evlenmeden önceki mallar) paylaşıma tabi değildir.
Boşanma süreci, psikolojik açıdan zorlayıcı olduğu kadar, usul hukuku açısından da tavizsiz kurallara tabidir. Dilekçelerin eksik hazırlanması veya delillerin yasal süreler içinde sunulmaması, geri dönüşü olmayan hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle, sürecin Aile Hukuku mevzuatına hakim hukukçular aracılığıyla yürütülmesi büyük önem arz eder.
Boşanma süreci, usul hukuku açısından belirli şekil şartlarına ve yasal sürelere tabidir. Dilekçelerin mevzuata uygun hazırlanması ve delillerin yasal süreler içinde sunulması davanın seyri açısından gereklidir. Bu kapsamda Av. Tolga Çelik ve Av. Nur Baştürk, aile ve boşanma hukuku alanındaki güncel gelişmeleri ve hukuki süreçleri inceleyerek kamuoyunu bilgilendirme amacıyla makaleler kaleme almaktadır.
YEREL HABERLER
13 Mart 2026GÜNCEL
13 Mart 2026GÜNCEL
13 Mart 2026YEREL HABERLER
13 Mart 2026GÜNCEL
13 Mart 2026GÜNCEL
13 Mart 2026YEREL HABERLER
13 Mart 2026
1
Kaynak Makinası – Kaynak Makinası Fiyatları
25766 kez okundu
2
GGG50 ve GGG40 Sfero Döküm: Karşılaştırma ve Kullanım Alanları
24702 kez okundu
3
Özel Tasarım Giyinme Odası Modelleri: Fonksiyonel, Şık ve Kişisel Alan Çözümleri
21490 kez okundu
4
Seslendirme Sanatının Gücünü Keşfedin!
18871 kez okundu
5
Dijitalleşen Restoranlar İçin Yeni Nesil Adisyon Sistemi
14689 kez okundu
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.